27 Aralık 2011 Salı

"AKIL" ve "AŞK"

"AKIL" ve "AŞK"

"Tüm sıkıntılarımızın kaynağı aklımız.!
'Akıl' olmasaydı, hiçbir sıkıntımız kalmazdı.
Dertlerden kurtulmak için 'akıl'dan kurtulmamız şart!.
Aklımızı kaybetmek elimizde olmadığına göre,
geriye bir tek yol kalıyor; 'aklı aşmak!.' Bununsa, tek çaresi var; 'Aşk!’
Çünkü; ‘aşık’, aklını aşkıyla aşmış kimsedir.
Şimdi bütün mesele, kime aşık olacağımızda!.”

Dr.Hamdi Kalyoncu
 
"Aşk imiş her ne var âlemde/ilm bir kıyl u kâl imiş ancak" diyen ne demek istiyor?
.
 
"Aşk imiş her ne var âlemde/ilm bir kıyl u kâl imiş ancak" diyen ne demek istiyor?

Bir menkıbeyle cevap vermeye çalışayım.
Hz. Mevlânâ`nın hazır bulunduğu bir mecliste âyet ve hadîslerle bazı mevzular konuşuluyor. O sırada gayet asabî bir şekilde Şems-i Tebrîzî meclise dahil oluyor, `Bırakın bu dedikoduyu. Allah bunu demiş, peygamber bunu demiş. Sen ne diyorsun?` İlim eğer âyetle başlarsa dahi Allah böyle dedi, peygamber böyle dedi, buyurdular. Filanca büyük böyle dedi, falanca zâtın kitabında böyle yazıyor. Bu nedir? Nakilden ibarettir. İşte dedikodu budur. O onu dedi, bu bunu dedi. Peki sen ne diyorsun? Yâni o elde ettiklerinden ne gibi bir hasıla ortaya çıkardın? Sen ne demeye başladın? Senin dediğin mühimdir. Onun dediği ona ait. Senin ne dediğin önemli. Onun için ilim dedikodudur.
Biz bunu bir televizyon programında konuştuğumuz zaman sevgili Ahmet Özhan`la , bazı itirazlar geldi. Allah`ın ilim sıfatını inkâr ediyor diye. Hayır, bu çok fazla yanlış anlama olur. Allah`ın ilim sıfatı inkâr edilmez. Çünkü aşk da ilimden gayri değildir. İlim de aşktan gayrı değildir. İnsan sevdiği şeyi öğrenir. Sevmediği mevzuda kitap dahi okumaz. Sevmediği bir mevzunun sohbetini dahi dinlemez. Şimdi bizim bu söyleşimizi okuyanların hepsi aşktan bihaber değil, hepsi aşktan haberdâr. Neden? Çünkü dinliyorlar, çünkü aşkı seviyorlar. Onun için dinliyorlar bizi. Yoksa başka bir şey açarlar. Bir sürü kanal var. Başka bir kanal açarlar. Mademki kulak veriyorlar, demek ki seviyorlar.
Sevgisiz hiçbir şey olmaz. İlim de sevgiyle beraber gidiyor, ama akıl yâni ilmin kaynağı olan akıl öyle acizdir ki ancak acizlere yol gösterir. Akla akılla vedâ etmek lâzımdır.
Bir misal vermeye çalışırsak; her uçak uçmak için bir piste ihtiyaç duyar. Uçak şeklinde de olsa uçak pistte yürüyor iken fonksiyonel olarak o bir otomobildir, otobüstür ama şekli uçak şeklindedir. Ne zaman tekerlekleri pistten kesilir, havaya çıkar, artık uçak, tayyare, uçucu olmak sıfatı başlamıştır. İşte akıl kişiyi pistin sonuna kadar götürür. Orada eğer akla veda etmezsen uçamazsın. Orada aşk bineğine binip uçmak lâzımdır.
Onun için Miraç`taki Burak`a da aşk diyenler vardır, aşkla tefsir edenler vardır,
Rasûlullah`ın aşkı. Yoksa Burak ille maddesel bir binek değildir. Aşk bir düşüncedir. Yâni düşüncede yer alan, duyguda yer alan birşeydir. Biz şimdi dinimizin gereklerine bir bakalım. û�mân amelden önce gelir, îmân düşüncededir fiilî değildir. Fiil daha sonra başlar. Evvela düşüncedir. Aşk da böyledir. Evvela âşık olunur, sonra aşkın gerekleri; gerekleri de değil aşk seni yönetir zâten.
9 Kasım 2010 Salı, Ömer Tuğrul İnançer
Selam ve dualarla... 

"Aşk ile ulaşılan makamda,

akla ihtiyaç yoktur.” 








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder