29 Mart 2012 Perşembe

Allah rızası için bilinçli kapanının Tesettür sadece başınıza bir örtü takmak değildir....















































Bir Başörtü De Sen Ekle - Türban



Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin...




O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?
Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. [ Mülk 3-4 ]

Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN'AM/101)

İşte Rabbiniz Allah bu! O'ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O'na kulluk edin, O her şeye vekildir. (EN'AM/102)

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır. [ BAKARA, 164 ]

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler. [ AL-İ İMRAN,191 ]

27 Şubat 2012 Pazartesi

Osmanlı Armasını tanıyalım


Topkapı Sarayı Harem girişinde köşeye yerleştirilmiş bir arma.
Tuğra II. Abdülhamid Han'a ait. Bu da eserin 1876-1909 yılları arasında yapıldığını göstermektedir.
Osmanlı Arması 18. asır sonlarında meydana gelmeye başlayıp, karakteristik özelliklerini II. Abdülhamit Han devrinde kazanmıştır. Bu devirde devletin unsurlarını armaya yerleştirme fikri ön plana çıkmıştı.
Arma çok farklı fonlarda olabiliyor. Ama temel özellikleri hemen hemen aynıdır.
Saltanat ve orduyu temsil eden motifler kullanılmıştır.
Şimdi fotoğrafı inceleyelim:
1- Tuğranın etrafınaki bu güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir.
2- II. Abdülhamit'in tuğrası.
3- Sorguçlu serpuş: Osman gaziyi ve tahtı temsil eder.
4- Kalkan: Ortasında stilize edilmiş bir güneş motifi var. 12 yıldız: Rivayete göre bu 12 yıldız 12 burcu temsil eder. Güneş bu burçlar üzerinde hareket eder. Böylece Osmanlı kainatın merkezi addedilmiştir.
Başka bir rivayete göre Osmanlı'nın 12 eyaletini temsil eder.
5- Osmanlı sancağı.
6- Mızrak: Son dönem mızraklı süvari alaylarını remzeder.
7- Tek taraflı teber (balta): tören silahıdır.
8- Çift taraflı teber: Orduda üst düzey görevliler tarafından üstünlük sembolü olarak kullanılmıştır.
9- Mızrak.
10- El siperlikli tören kılıcı: bu kılıç klasik türk kılıcı olmayıp, o devirdeki subaylar tarafından kullanılırdı.
11- Top: topçu ocaklarını temsil eder.
12- Kılıç: geleneksel türk kılıcı.
13- Top gülleleri.
14- Borazan: modern mızıka takımının kullandığı çalgı aletidir.
15- Yay.
16- Çapa: Osmanlı denizciliğini temsil eder.
17- Bereket boynuzu: bu boynuzun Osmanlı kültürüyle alakası yoktu. Armayı tasarlayan kişi azınlıklardan biri veya bir Avrupalı olsa gerek. Osmanlı topraklarını temsil ettiği rivayet edilir.
18- Hilafet sancağı (yeşille remzedilmiş).
19- (Üstte) Kuran-ı Kerim. (Altta) Kanunnameler (böylece devletin adaletinin osmanlı yazılı kanunları ve şeriat ile sağlandığı remzediliyor).
20- Terazi: şeşper ve asaya asılıdır. adaleti temsil eder.
21- Asa ve şeşper(altı dilimli topuz) şeşper: asalet ve üstünlüğü remzeder. asa: Hz. Musa'nın asasını remzeder.
22- Toplu tabanca: 1840'dan itibaren bütün subayların kullandığı silahtı. Osmanlı ordusunun modernize edildiğini remzeden bir motif.
23- Kılıç.
24- Çift taraflı teber.
25- Süngülü tüfek: Nizam-ı Ceditle birlikte Osmanlı ordusunun asıl silahı olmuştur.
26- Şefkat nışanı: 1878'de II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiş olup; savaş zamanında, büyük afetlerde devlete, millete hizmet eden kadınlara verilirdi.
27- Mecidi nişanı: Beş ayrı derecesi vardır ki kişinin başarıları arttıkça bir üst derecesi verilirdi. Üst derece verilince alt derece geri alınırdı. Savaşlarda üstün başarı gösteren askerlere verilirdi.
28- Nışan-ı iftahar: Sultan Abdülmecid döneminde ihdas edilmiştir. Üst düzey devlet hizmetlileri ve askerlere verilirdi.
29- Nışan-ı osmani: Sultan Abdülaziz Han tarafından 1862'de ihdas edilmiş olup, devlet hizmetinde üstün başarı sağlayanlara verilirdi.
30- Nışan-ı al-i imtiyaz: Devlet adına faydalı işlerde bulunmuş ilim adamları, idareci ve askerlere verilmek üzere 1876'da II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiştir.

9 Şubat 2012 Perşembe

Günahlar ( - ) Sevaplar ( + )

Ahiret hesabı : Günahlar ( - ) Sevaplar ( + )


Kur'an dikkatlice incelendiğinde ahiret hesabının basit olduğu görülüyor. Ahirette günahlar için ayrı ayrı cezalandırma olmayacaktır. Aynı şekilde sevaplar için de ayrı ayrı ödüllendirme söz konusu değildir. Kur'an, değerlendirmede, ''günah ve sevap''  kelimelerinden ziyade iyilikler ve kötülükler kelimelerini tercih etmektedir.
Her kişi için İlahi değerlendirmede iyilik ve kötülük davranışlarının her birinin bir ağırlığı yani bizim anlayacağımız şekilde ( + ) ve ( - ) değerleri olacaktır. İyiliklerin ağırlığı, kötülüklerden fazla olduğu takdirde kul cennet ile ödüllendirilecek, aksi durumda yani kötülüklerin fazla olması halinde de cehenneme konarak cezalandırılacaktır.
Bunu nereden anlıyoruz ?
İşte bu bir yoruma delil olabilecek ayetlere örnekler:
'' Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın vaktinde namaz kıl. Çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlar için bir öğüttür.  ''   ( 11/114 )
'' Allah İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik, Allah demişti ki: ' Ben sizinle beraberim, eğer namazı kılar, zekatı verirseniz; elçilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım..... ''  ( 5/12 )
'' İnanıp iyi işler  yapanların, mutlaka kötülüklerini örteceğiz ve onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandıracağız.  ''  ( 29/7 )
'' Ancak tevbe edip inanan ve faydalı işler yapanlar, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere değiştirecektir.Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. ''   ( ( 25/70 )
'' Ki, inanan erkekleri ve inanan kadınları, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere soksun, onların kötülüklerini de örtsün.  ''  ( 48/5 )
'' Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah,  büyük lütuf sahibidir.  ''  ( 8/29 )
İşte konuyu tam aydınlatan ayetler:
''  O gün tartı tam doğrudur. Kimin tartıları  ( sevapları ) ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır ''  ( 7/8 )
'' Kimin tartları ( sevapları ) hafif gelirse, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır.  ''   ( 7/9 )
Dikkat edeseniz Artıların yani sevapların hesabında iman başta olmak üzere, namaz, zekat gibi tüm ibadetler ve tüm iyi işler, davranışlar girmektedir.
AHİRET HESABININ GÖRÜLMESİNDE ALLAH'IN TUTUMU İNSANDAN YANADIR.
İşte ayet:
'' Kim iyilik getirirse, ona o ( getirdiği ) nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse sadece onun dengiyle cezalandırılır, onlar haksızlığa uğratılmazlar.  ''  ( 6/160 )
İyiliklere ( sevaplara ) 10 katı ( + 10 ) değer
Kötülüklere ( günahlara ) misli, yani ( - 1 ) değer.
İnsan için karlı bir hesap değil mi ?

17 Ocak 2012 Salı

KUR'AN-a Sorsaydın Eğer..


Önce İnsan Kimliğini Alırdın...Sonra İrfan Adresini Bulurdun...Ve ALLAH'ın Hâlifesi Olurdun...Kendini Kur'ân'a Sorsaydın Eğer..

Hâkk Dîni'ne Hurâfeler Katmazdın...Zanlarla Hükmetmez Küfre Batmazdın...Dünya İçin Ahireti Satmazdın...İslâm'ı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer..


Kalbin Kararmazdı Öfkeyle...Kinle...Savaşırdın Önce Kendi Kendinle...Alay Eder miydin Bu Yüce Dîn'le...Haddini Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Yıllarca Ecdâdı Suçladın Durdun...Geri Kalmışlığı İslâm'a Yordun...Oysa ki En Önde Sen Koşuyordun...Ahlâkı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Öyle Bir Mîras ki Bu Toprak Sana...Borçlusun Dökülen Her Damla Kana...İflâs Eder miydin Edepten Yana...Vefâyı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Hele gör O Cimri Zengin Kimseyi...Korkar Fakirlikten Sıkar Keseyi...Bilirdin Vereni Bu Vesveseyi...Şeytanı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Evlât Yetiştirdin Bin Türlü Nazla...Hiç Tanıştırmadın Oruç ve Namazla...Yine Bakar Mıydın Mâziye Hazla...Vebâli Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Asık Çehrelerde Endişe Hüzün...En Yakın Dostuna Geçmiyor Sözün...Gülmez Olur muydu O Güzel Yüzün...Sevgiyi Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Söndükçe Gün be Gün ALLAH İnancı...Özünde Başladı Bir Büyük Sancı...Olur muydu Ana Oğul Yabancı...Saygıyı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Emâneti Hiç Vermedin Ehline...Bedenler Bulandı Rüşvet Zehrine...Düşer miydin Hu Hüsrâna Sen Yine...Ehlini Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Nefsine Kul Oldun Servette Malda...İçkide...Kumarda...Falda...Bu Haram Meyveler Kalırdı Dalda...Cenneti Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Bir Nefesin Bile Hesabı Çetin...Ya Hesabı Nedir Bunca Nîmetin? Vi Kalmazdı Zerre Gafletin...Mîzânı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Her Musîbet Aslında Bir İkazdı...Görmedin mi? Nefsine Verdikçe Azdı...Bu Aervet Gemisi Yoksa Batmazdı...Zekâtı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Amelsiz İlimden Kime Ne Fayda...İlimsiz Ameller Geçmiyor Kayda...Bulurdun. Ahlâka Müşterek Payda...Rasûl'ü.. Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Bayramdan Bayrama Secde Etmekle...''Kurtuldum'' Diyorsan Hükmünü Bekle...Borcu Siler miydin Bu İki Çekle...İbrâyı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?..

O Cehennem Dehşetine Şaşardın...O Azâbı Görmüş Gibi Yaşardın...Secde Secde Af Peşinde Koşardın...Namazı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Şereftir Yücelten Dünyada Ferdi...Öpülen Etekler Kime Ne Verdi? Kullar sevmese de, ALLAH severdi...Rütbeyi Kur'ân'a Sorsaydın Eğer?

Aynalara Bakıp Telâş Etmezdin...Biten Her Gününle Sen de Bitmezdin...Dost'a Böyle Elleri Boş Gitmezdin...Ölümü Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Bu Felsefî Serapları Seçerdin...Damlasına Ömrü Bedel Biçerdin...Can Suyunu Kaynağından İçerdin...Pınarı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Başka Geçit Vermez Bu Yol...Bu Devrân...İlle de...İlle de...İlle de Kur'ân...Vi Durmazdın Sırat'ta Bir An...Kur'ân'ı Kur'ân'a Sorsaydın Eğer...

Ayetlerle Cennet Nedir ve Nasıl Bir Yerdir?

1-Ayetlerle Cennet Nedir ve Nasıl Bir Yerdir?
1- Cennet, mü’min ve muttakiler için mükâfat olarak hazırlanmış ebedi kalacakları bir meskendir.
Tevbe 72, Furkan 15
2- Genişliği göklerle yer kadardır.
Ali İmran 133, Hadid 21
3- Orası güvenilir bir makamdır.
Duhan 51
4- Altından ırmaklar akar.
Bakara 25, Ali İmran 15,136, Nisa 57
5- Cennette elbiseler ipek ve atlastan olup yeşil renkli, altın ve incilerle bezenmiş haldedir.
Hac 23, Fatır 33, Duhan 53
6- Cennette altın ve gümüş bilezikler takılacaktır.
Kehf 31, Fatır 33, İnsan 21
7- Cennet ehli oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla birlikte girer.
Ra’d 23, Yasin 56
8- Cennette hurilerden eşler vardır. O huriler ki yeni bir yaratılışla yaratılmış, bakire, göğüsleri tomurcuklaşmış, yalnızca kocalarına bakan ve onlara âşık, saklı inciler gibi iri gözlü, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyaz, otağlar içinde ve tertemiz, yaşıt sevgililer halinde olcaktır.
Vakıa 22-23, 35-37, Nebe 33, Saffat 48-49, Rahman 72, Nisa 57
9- Oranın yemişi ve gölgesi süreklidir.
Ra’d 35
10- Berrak, içene lezzet veren, sersemletmeyen ve sarhoş etmeyen içkileri vardır.
Saffat 46-47
11- Çeşitli meyveler vardır.
Yasin 57, Zuhruf 73
12- Cennet ehlinin canlarının istediği kuş etleri vardır.
Vakıa 21
13- Cennette acıkmak ve susamak yoktur.
Taha 118-119
14- Orada ehlinin canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır.
Zuhruf 71
15- Bahçeler ve üzüm bağları vardır.
Nebe 32
16- Gölgeleri ehlinin üzerine sarkar, meyveleri de kolayca koparılacak şekildedir.
İnsan 14
17- Orada boş laf ve kötü söz işitilmez, sadece selam işitilir.
Vakıa 25-26, Meryem 62
18- Orada yorulmak yoktur.
Hicr 48, Fatır 35
19- Orada ölmek de, azap da yoktur.
Saffat 58-59, Duhan 56
20- Orada korkmak ve üzülmek yok, sevinmek vardır.
Fussilet 30
21- Orada ne yakıcı sıcak görülür, ne de dondurucu soğuk.
İnsan 13
22- Bozulmayan sudan, sütten, şaraptan ve baldan ırmaklar vardır.
Muhammed 15
23- Çağlayarak akan sular vardır.
Vakıa 31
24- Yükseklerde kurulmuş döşekler ve mücevherlerle süslenmiş tahtlar vardır.
Vakıa 15, 34, Ğaşiye 13
25- Tertemiz hizmetçiler, saçılmış inci gibi vildanlar vardır.
Tur 24, Vakıa 17
26- Kalplerden kin sökülüp atılmıştır.
A’raf 43
27- Yiyecek ve içecekler altın tepsi ve kadehlerle sunulur.
Zuhruf 71
28- Sıra sıra dizilmiş yastıklar ve serilmiş halılar vardır.
Ğaşiye 15-16
29- Cennetin neresine bakılsa bir nimet ve büyük bir mülk vardır.
İnsan 20
2-Ayetlerle Cennetden Manzaralar
1- “Muttakilere vaadolunan cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır...”
Muhammed 15
2- “...zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız...”
Nisa 57, Yunus 10
3- “...Yemişleri ve gölgesi süreklidir...”
Ra’d 35
4- “Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır...”
Zuhruf 71
5- “Berraktır, içenlere lezzet verir. O içkide ne sersemletme vardır ve de onunla sarhoş olurlar.”
Saffat 46-47
6- “Orada sizin için bol bol meyveler vardır, ondan yersiniz, denilir.”
Zuhruf 73
7- “Orada canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.”
Tur 22
8- “Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri, yaptıklarına karşılık olarak verilir.”
Vakıa 20-21
9- “...Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı herşey vardır...”
Zuhruf 71
10- “...Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler...”
Kehf 31
11- “...incilerle süslenirler ve orada giyecekleri elbiseler de ince ipek ve parlak atlastandır.”
Hac 23, Fatır 33, Duhan 53
12- “...Ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. Gölgeleri üzerlerine sarkar, kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.”
İnsan 13-14
13- “...Onlar için orada tertemiz eşler vardır...”
Nisa 57
14- “Gerçekten biz hurileri apayrı bir biçimde yeniden yarattık. Onları eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler kıldık.”
Vakıa 35-37
15- “Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar vardır.”
Nebe 33
16- “Çadırlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.”
Rahman 72
17- “Saklı inciler gibi, iri gözlü huriler yaptıklarına karşılık olarak verilir”
Vakıa 22-24
18- “Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş iri gözlü eşler vardır. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdırlar.”
Saffat 48-49
19- “Çevrelerinde, Main çeşmelerinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle hizmet için ölümsüz gençler dolaşır.”
Vakıa 17-18
20- “O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedimler dolaşır ki, onları gördüğünde etrafa saçılıp dağılmış in-ciler sanırsın.”
İnsan 19, Tur 24
21- “Onlar orada ne boş bir lakırtı, ne de yalan işitirler.”
Nebe 35, Ğaşiye 11, Meryem 19
22- “...Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir.”
Fatır 35,Hicr 48
23- “İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar...”
Duhan 56, Saffat 58-59
24- “...Ve onlar oradan ebedi olarak çıkarılmayacaklardır.”
Hicr 48, Tevbe 72
25- “...Ve onlar pınar başlarındadırlar.”
Zariyat 15
26- “Ne yana bakarsan bak, yığınla nimet ve büyük bir mülk görürsün.”
İnsan 20
27- “Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetti. ALLAH’IN RIZASI İSE HEPSİNDEN BÜYÜKTÜR...”
Tevbe 72
3-Ayetlerle Cennet Kimler İçin Hazırlanmıştır?
1- İman edip salih amel işleyenler.
Nisa 57, Yunus 9
2- Allah’a ve Rasulüne itaat edenler.
Nisa 13
3- Muttakiler takva sahipleri.
Ali İmran 133, Rad 35
4- Görmediği halde Rahman’dan korkanlar.
Kaf 33
5- Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelenler.
Kaf 33
6- Namazlarında huşu içinde devamlı olanlar.
Mü’minun 2,9
7- Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirenler.
Mü’minun 3
8- Zekâtı verenler.
Mü’minun 4
9- İffetini koruyanlar.
Mü’minun 5
10- Emanet ve ahidlerine riayet edenler.
Mü’minun 8
11- Günahlarından sonra tevbe edip salih ameller işleyenler.
Meryem 60
12- Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler.
Saff 11
13- “Rabbimiz Allah’tır.” deyip sonra dosdoğru olanlar.
Fussilet 30
14- Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri akrabalık bağlarını gözetenler.
Ra’d 21
15- Rablerinden ve kötü hesaptan korkanlar.
Ra’d 21
16- Rablerinin vechini istemeleri sebebiyle sabredenler.
Ra’d 22
17- Kendilerine verilen rızıktan gizli ve açık infak edenler.
Ra’d 22
18- Kötülüğü iyilikle savuşturanlar.
Ra’d 22
19- İhlâs sahibi muhlis kimseler.
Saffat 40-43
20- Hesap gününe inanıp tasdik edenler.
Mearic 26
21- Şahitliklerini dosdoğru yapanlar.
Mearic 33
22- Verdikleri sözü yerine getirenler.
İnsan 7
23- Kendi canları istemesine rağmen yoksula, yetime ve esire yedirenler.
İnsan 8
4-Hadislerle Cennetin Özellikleri ve Ondan Manzaralar
1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) den; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu: «Ben salih kullarım için ahiret azığı olarak hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın aklına gelmedik bir takım nimetler hazırladım.» Allah’ın sizleri bu sözlerle muttali kıldığı şeyleri bir yana bırak. Bir de bunlardan başka onun sizleri muttali kılmadığı bir şey vardır ki, o en büyüktür.”
Müslim 2824/3, Buhari 3053
2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Allah cenneti yarattığı vakit Cebrail’e şöyle dedi: «Git cennete bak.» Cebrail gitti, cennete baktı. Sonra geldi ve: «Ey Rabbim! İzzetine yemin olsun ki, cenneti kim işitirse muhakkak ona girer.» dedi. Sonra Allah onu zorluklarla donattı. Sonra: «Ey Cibril! Git cennete bak» buyurdu. Cibril gitti, cennete baktı, sonra geldi ve: «Ey Rabbim! İzzetine yemin olsun ki, ona kimsenin girememesinden korktum.» dedi...”
Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685
3) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennet nefse hoş gelmeyen şeylerle kuşatılmış, cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır.”
Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684
4) Sehl bin Sa’d Es-Saidi (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennette bir kamçı kadar yer, dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır...”
Buhari 6356, İbni Mace 4330
5) Sehl bin Sa’d (Radiyallahu Anh) dan; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennette sekiz kapı vardır. Bunların içinde bir kapı Reyyan diye isimlendirilir. Buradan cennete yalnız oruçlu olanlar girer.”
Buhari 3058
6) Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Muhakkak cennet yüz derecedir. Onlardan her bir derece gök ile yer arasındaki mesafe kadardır. Şüphesiz o derecelerin en yücesi Firdevs’tir, en faziletlisi de Firdevs’tir. Arş, muhakkak Firdevs’in üstündedir. Cennetin ırmakları da Firdevs’ten çıkıp akar. Bu itibarla siz Allah’tan dilemek istediğiniz zaman Firdevs’i isteyin.”
İbni Mace 4331, Tirmizi 2651
7) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“...Şayet cennet ehli kadınlardan bir kadın dünyaya çıkmış olsaydı, muhakkak yer ile gök arasını aydınlatır ve ikisi arasını güzel bir koku doldururdu. Ve elbette o kadının başörtüsü dünyadan ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır.”
Buhari 6467
8) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) dan; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennette olan nimetlerden bir tırnağın taşıyacağı kadar bir şey görünmüş olsa gökler ve yeryüzünün dört tarafı arasındaki her şey muhakkak süslenirdi. Ve cennet ehlinden bir kadının bilezikleri görünse, güneş yıldızların ışığını silip yok ettiği gibi o da muhakkak güneşin ışığını silip yok ederdi.”
Tirmizi 2661
9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ e Ya Rasulallah! Cennetin yapısı nedir diye sordum? Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir kerpici gümüşten, bir kerpici altından, harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı za’ferandır....”
Tirmizi 2646
10) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennette, gövdesi altından olmayan hiçbir ağaç yoktur.”
Tirmizi 2645
11) Ebu Said El-Hudri (Radiyallahu Anh) den; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki, onun altında bir süvari, yürüyüşü çok sür’atli, talimli, iyi cins bir at ile yüz sene yürürse yine onu bitiremez.”
Müslim 2828/8, Buhari 6459, Tirmizi 2643, İbni Mace 4335
12) Ebu Musa el-Eş’ari (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“İki cennet vardır ki, bunların kapları ve içinde bulunan şeyler hep gümüştendir. Diğer iki cennet daha vardır ki, bunların kapları ve içinde bulunan şeyler de altındandır. Adn cennetindeki cennetliklerle Rablerine bakmaları arasında Allah’ın vechi üzerindeki büyüklük ridasından başka bir şey bulunmayacaktır.”
Buhari 4828, Tirmizi 2648
13) Harise bin Vehb El-Huzai (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Dikkat edin! Ben size cennetlik olanları haber veriyorum: Zayıf olup zayıf görülen her kimse...”
Buhari 4902, Müslim 2853/46, Tirmizi 2732, İbni Mace 4116
14) Usame (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ben cennetin kapısı önünde durdum, oraya girenlerin çoğu fakirler idi. Zenginler alıkonulmuşlardı...”
Buhari 6456, Tirmizi 2729
15) Abdullah bin Ömer (Radiyallahu Anh)uma den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennet ehli cennete vardığı, cehennem ehli de cehenneme vardığında ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. Sonra bir münadi: «Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur.» diye nida eder. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar.”
Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682
16) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“…Cennet ehlinden olup da dünyada en çetin ve meşakkatli hayat süren kişi getirilir ve cennete bir daldırılışla daldırılır. Müteakiben ona da: «Ey Âdemoğlu! Sen hiçbir çetinlik ve sıkıntı gördün mü, sana herhangi bir sıkıntı ve zorluk uğradı mı?» diye sorulur. O da: «Hayır vallahi ya Rab! Bana asla sıkıntı uğramadı ve ben asla şiddet görmedim.» der.”
Müslim 2807/55, İbni Mace 4321
17) Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)uma den; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir münadi cennet ehline: «Daima sıhhatli kalmanız ve ebediyyen hasta olmamanız hakkınızdır. Daima yaşamanız ve ebediyyen ölmemeniz hakkınızdır. Daima genç kalmanız ve ebediyyen ihtiyarlamamanız hakkınızdır. Daima nimetler içinde hoş bir halde olmanız ve ebediyyen sıkıntı ve çetinliğe maruz kalmamanız hakkınızdır.» diye nida edecektir.”
Müslim 2837/22
18) Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
“Cennet ehli cennete kılsız, tüysüz, yaratılıştan sürmeli, otuz veya otuz üç yaşında olarak gireceklerdir.”
Tirmizi 2669
19) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) den; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Her kim cennete girerse nimet içinde hoş halde olur. Kendisine hiçbir sıkıntı ve çetinlik isabet etmez. Elbiseleri eskimez, gençliği de bitmez.”
Müslim 2836/21, Tirmizi 2646
20) Suheyb (Radiyallahu Anh) den; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Amelini güzel yapanlar için güzel mükâfat ve dahası vardır.” Yunus: 26 Ayeti hakkında şöyle buyurdu:
“Cennet ehli cennete girdikleri vakit bir münadi: «Sizin için Allah katında bir vaad vardır.» diye nida eder. Onlar da: «Allah bizim yüzlerimizi ak etmedi mi? Bizi ateşten kurtarmadı mı? Bizi cennete girdirmedi mi?» derler. Melekler «Evet» diye cevap verirler. Müteakiben Allah ile cennet ehli arasında perde kaldırılır. Allah’a yemin ederim ki, Allah, cennet ehline kendisine bakmasından daha sevgili hiç bir şey vermemiştir.”
Tirmizi 2676
21) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennete ilk girecek zümrenin yüzleri ayın ondördüncü gecesindeki sureti gibi parlaktır. Onların ardı sıra girecek olanlar ise, semadaki en keskin ışıklı büyük yıldızın parlaklığı üzeredirler. Sonra cennetlikler bunların ardından birçok menziller ve derecelerdir. Onlar cennette bevl etmezler, pislik ve dışkı çıkarmazlar, sümkürmezler, tükürmezler. Onların cennetteki tarakları altındır, terleri misktir, buhurdanlıklarının udu Hind ududur. Onların her biri için iki zevce vardır ve zevceleri Huru’l-İyn’dir. Bunlardan her birinin kemiğinin iliği letafetinden dolayı etinin üstünden görünür. Onların ahlakı bir tek adamın ahlakı üzeredir, vücutları da ataları Âdem’in uzunluğu üzeredir ki, o altmış ziradır yaklaşık otuz metre. Cennetlikler arasında ihtilaf ve düşmanlık yoktur. Onlar sabah-akşam Allah’ı tesbih ederler.”
Müslim 2834/14-15-16, Buhari 3053-3054
22) Abdullah bin Kays (Radiyallahu Anh) dan; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Muhakkak cennette mü’min için içi boşaltılmış bir tek inciden bir çadır vardır. Onun boyu altmış mildir yaklaşık yüz kilometre. Onun her köşesinde mü’mine mahsus birçok kadınlar vardır ki, diğerleri onları görmezler. Mü’min kişi onları dolaşıp ziyaret eder.”
Buhari 4830, Müslim 2838/23-24-25
23) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) den; Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz cennette bir çarşı vardır ki, cennet ahalisi her Cuma günü oraya gelirler. Müteakiben şemal rüzgârı eser de onların yüzlerine ve elbiselerine en güzel koku nevilerini serper. Bundan da cennet ehlinin güzellikleri artar da artar. Güzellikleri artmış olarak kendi aileleri yanına dönerler. Aileleri onlara: «Vallahi sizlerin bizden sonra güzelliğiniz daha da artmıştır.» derler. Onlar da ailelerine: «Vallahi sizler de öylesiniz. Andolsun bizden sonra sizin de güzelliğiniz ziyadelenmiştir.» derler.”
Müslim 2833/13
24) İbni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dan; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ben ateş ehlinin cehennemden son çıkacak ve cennet ehlinin cennete son girecek olanını biliyorum. Bu bir kimsedir ki, cehennemden emekleye emekleye çıkar. Yüce Allah ona: «Git, cennete gir!» buyurur. O kimse cennete varır, ona öyle bir hayal gelir ki, cennet dopdoludur. Dönüp: «Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum.» der. Allah yine: «Git, cennete gir!» buyurur. O kimse cennete varır. Cennet ona yine dopdolu gibi hayal ettirilir. Dönüp: «Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum.» der. Allah ona: «Git, cennete gir! Dünya kadar ve dünyanın on misli kadar yer senindir.» buyurur. O kul: «Sen yegâne Melik olduğun halde benimle alay mı ediyorsun yahut bana gülüyor musun?» der. Vallahi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ in gerideki dişleri belirinceye kadar güldüğünü gördüm. Sahabiler arasında: «Cennet ehlinin en aşağı menzil sahibi işte o kimsedir.» denilirdi.”
Buhari 6469, İbni Mace 4339

 Ayetlerle cennet katları

1.Cennet-Cennetun Aliyeh,
69/HAKKA-22: Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
Yüksek bir cennette.


2.Cennet-Firdevs Cenneti,
18/KEHF-107: İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti kânet lehum cennâtul firdevsi nuzulâ(nuzulen).
Âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar; onların ikramı, firdevs cennetleridir.


3.Cennet-Huld Cenneti,
25/FURKAN-15: Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn(muttekûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa muttakilere (takva sahiplerine) vaadedilen, onlar için bir ceza (mükâfat) ve dönüş yeri olan ebedî cennet mi?”


4.Cennet-Hurafan Cenneti,
29/ANKEBUT-58: Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nubevviennehum minel cenneti gurafan tecrîmin tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).
Ve âmenû olanları (Allah’ı ulaşmayı dileyenleri) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanları mutlaka, altından nehirler akan cennette köşklere yerleştireceğiz. Orada ebediyyen kalıcıdırlar. Salih (nefsi ıslâh edici) amel işleyenlerin ecri (mükâfatı) ne güzel!


5.Cennet-Me'va Cenneti,
79/NAZİAT-41: Fe innel cennete hiyel me’vâ.
Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.


6.Cennet-Na'im Cenneti,
5/MAİDE-65: Ve lev enne ehlel kitâbi âmenû vettekav le keffernâ anhum seyyiâtihim ve le edhalnâhum cennâtin naîm(naîmi).

Eğer kitap ehli, âmenû olup (Allah’a ulaşmayı dileyip), takva sahibi olsalardı, elbette günahlarını örterdik. Ve onları mutlaka naim cennetlerine koyardık (dahil ederdik).


7.Cennet-Adn Cennetleri,
13/RAD-23: Cennâtu adnin yedhulûnehâ ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zurriyyâtihim vel melâiketu yedhulûne aleyhim min kulli bâb(bâbin).
Adn cennetleri (vardır). Onların babalarından ve eşlerinden ve zürriyyetlerinden salâha ulaşan kimseler, ona (adn cennetlerine) girerler. Ve her kapıdan melekler, onların yanlarına girerler.

40/MU'MİN-8: Rabbenâ ve edhilhum cennâti adninilletî vaadtehum ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zurriyyâtihim inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
Rabbimiz, onlara vaadettiğin adn cennetlerine, onları ve onların babalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden salâh (makamına) ulaşanları dahil et. Muhakkak ki Sen, Sen Azîz’sin, Hakîm’sin (hüküm ve hikmet sahibisin). 

Ayetlerle Cehennem Nedir ve Nasıl Bir Yerdir?